Lümpen, Bu kelimeyi sık sık duyarız, Bu kelimeye farklı anlamlar yüklenebilir.. Sonuçta Marks ve Engels tarafından sosyolojiye kazandırılmış bir terim ve belli bir durumdaki kişi açıklamasıdır.
Toplum yapısının değişmesi ile Birlikte Bana göre: Lümpenlik ve Lümpenlerde değişmiştir. Lümpen İlk hali ile sınıf bilincine sahip olmayan yığınları ve toplumun en alt kademesini tanımlamak için kullanılan bir terim idi, Bu alt kesim içerisinde, dilenciler, hırsızlar, suçlular, dolandırıcılar, genelev sahipleri ,kimsesizler gibi marjinal bir yaşam süren insanlar vardı....
20. yüzyılda ise Bana göre Lümpen insan yığınları, Lümpenliğin ilk anlamından evrilip , Marjinal bir iş yapmasa ve gelir düzeyi iyi olsa bile düşünmeyen ,sorgulamayan tek boyutlu insan yığınları haline gelmiştir
İleri derece Tüketim toplumlarında Lümpenlik az gelişmiş ülkelere göre daha fazla görülmektedir. Bir Çok Amerikalı, Dünyada ABD en başka bir devlet olduğunu bilmemektedir. Sadece kendi eyaletini ve komşu eyaletleri sayabilmektedir. Bu insanlar Kapitalizmin kendilerine sundukları ortalama bir yaşam düzeyini kabul etmiş sorgulamayı bırakmışlardır.. Bu tek boyutlu yaşamı HERBERT MARCUSE : Tek Boyutlu İnsan İleri İşleyim Toplumunun İdeolojisi Üzerine İncelemeler Kitabında çok iy betimleme ile anlatmıştır.. ABD de ve diğer batı ülkelerinde bol miktarda bulunan evsizler, kimsesizler, uyuşturucu bağımlıları, vs Bana göre klasik Lümpen tanımı içerisine girebilir. Onlar tamamen toplumdan soyutlanmış ve dışlanmış insan topluluklarıdır.
Az gelişmiş Ülkelerde ,doğu toplumlarında Ve Bizim Ülkemizde ise Lümpenliğin İçselleştirilmesindeki en büyük özne Kitle iletişim araçlarıdır.. Az gelişmiş Ülkelerde Eğitim düzeyi zaten düşüktür. Eğitim alanlar ise Aldıkları eğitim genelde ezbere dayanan ve sadece kendisine verileni öğrenme üzerine kurulu bir eğitim düzenine bağlı olduğundan Kişiler eğitim aldıklarını iddia etselerde aslında sadece kendilerine verileni öğrenmişlerdir. Araştırma, fizibilite çalışması ve analitik düşünce olmadığı için. Verilen ve alınan eğitim büyük oranda kağıt üzerinde kalmaktadır... Bu bağlamda Bu insanlar çok daha fazla manipulasyona ve yönlendirilmeye açıktır. Bu insanlar öyle bir hale getirilmiştirki, Sadece gazete manşetleri ve haber alt yazıları ile kendi ideolojik ve siyasi duruşlarını oluşturmaya başlamışlardır. Bir çoğu haberin içeriğini bile okumaz...
Bu tip Lümpenlik yani tek boyutluluk yüksek derecede gerilim ve içerisinde şiddet barındırır. Öyle bir aşamaya gelmiştirki, Sadece Suçlanan insanlar, Anında infaz edilmiş ve doğuştan suçlu ilan edilmiştir. Bu Lümpenlik beraberinde linç duygusunu yani insanın içindeki derinliklerdeki vahşet ve kin duyusunu da tetiklemektedir. Lümpenlere Hükmeden ve etkisi altına alan Egemenler bunu çok iyi kullanır. Anlamsız ve içeriği olmayan duygulara hitap eden haberleri pompalar durur , Lümpenlerin asla başka kaynaklardan beslenmesini istemez, Onların otoritesi bu insanları bu şekilde zincire vurmak için dizany edilmiştir. Onları tek boyutlu robot yapmıştır.
Lümpen yani Bilinçsiz diye nitelendirdiğimiz, bilinçsiz olduğu için de hemen ajite olabilen bu insanlar kendilerini bu durumdan nasıl kurtaracaktır. Bilinçsiz Bir insan kendi kendine bilinçlenebilirmi..... Bunu ancak cesur insanlar yapabilir. Yapabilmesi için Ait olduğu çevreye ve kendisine verilen role aykırı hareket etmek zorundadır Bu aykırı hareketin dozunu ayarlayamazsa, Bulunduğu cemiyet, cemeat, ortam vs ordan dışlanacaktır. Öncelikle bunu Gözönüne almalıdır.. Çok daha fazla okumalıdır, kendisine zıt gelen her şeyi okumalıdır, sorgulama yapmalıdır, sorulması tabu olan soruları ,kendilerini yönlendirenlere sorabilmelidir.
Bu yazıyı kaleme almamın sebebi, Bu Ülkedeki İnsanların bir çoğunun hayatlarını, Kurtlar vadisi gibi diziler, ve Kendilerine göre belirledikleri Medya organlarında verilen haber manşetlerine göre belirlemesini göstermek içindir. Hepsi Manipulasyonun Parasız askeri olmuşlar bilinçlerini kaybetmiş ve tek boyutlu insanlar olmuşlardır. Bu Kısır döngüyü kırmada, Sivil Toplum Örgütlerine Büyük bir iş düşmektedir. Sivil Toplum Örgütü derken Bazı aklıevvel Lümpenlerin iddia ettiği gibi Tarikatlar vs kastedilmemektedir. Tarikatlar İRRASYONEL kuruluşlardır.orda akıl egemen değildir. aklın egemen olmadığı yerde CEHALET VE LÜMPENLİK vardır.